İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

90’larda Türkçe Pop (#1990)

Content Protection by DMCA.com

Bu makaleye 90’ları tek kalemde bitirme niyetiyle başlamıştım, fakat süreç uzayıp haddinden uzun bir metin ortaya çıkınca bölmek de kaçınılmaz oldu. İlk makalenin konusu: 1990 yılında Türkiye’de pop müzik’te neler oldu? Buyurun…

İstanbul (Gezegenden Notlar) – Ortaokulda son yılım… Sokaklarda saklambaç oynayan bir çocukken; kafelerde, sinemalarda sosyalleşme peşinde bir yeniyetmeye dönüşmek… Yağmurda yürümenin romantik oluşunun şimdiki gibi sıradan ve ahmakça sayılmadığı yıllar… Rusya ordusu Afganistan’dan çekileli bir sene olmamış; Turgut Özal, cumhurbaşkanlık görevini Kenan Evren’den devralmış; Berlin’in artık bir duvarı yok; Çekoslavakya’da komünist rejim devrilmiş; Reagan’dan görevi bir sene önce alan Bush ve Gorbaçov soğuk savaşın bittiğini yeni ilan etmiş; Romanya devrimi yapılmış, komünist rejim lideri Çavuşesku eşiyle birlikte kurşuna dizilmiş. Kaset ve kurşunkalem ilişkisi ise henüz normal.

“Ajda 90” Ajda Pekkan’ın CD olarak yayınlanan ilk albümüdür.

U Can’t Touch This çılgınlığı bir nesli etkisi altına aladursun, doksanların on yıllık serüveninde başlangıcı Ajda Pekkan‘la yaparak asıl konuya girmek istiyorum. 1989 Aralık’ında piyasaya sürülen albümün adı “Ajda 90“. Üstelik CD formatında. Düzenlemeler Garo Mafyan’ın hünerli parmaklarının birer eseri. “Yaz Yaz Yaz” hit oluyor, ardından da “Hayırdır İnşallah”. Yıllardır sürdürdüğü geleneği bozmuyor Ajda: albümdeki şarkıların yarısı aranjman. (Bu arada yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemem: Türkiye’nin CD formatında çıkan ilk müzik albümü Gülden Karaböcek’in 1987’de yayınlanan Bir Mucize Allahım albümüdür.)

Pop müzik her ne kadar belirli ölçülerde hayatımıza dahil olsa da, geçirdiği kalp krizinden sonra 9 Ocak’ta şeker komasından yitirdiğimiz Cemal Süreya’nın vefatı edebiyat dünyasının sarsıcı haberleri arasında yer alıyordu. İster sanat dalları, ister popüler kültür üretimleri olsun, ülkenin ve dünyanın önemli gelişmelerinden bağımsız olmamıştır tarih boyunca. Müzik ve söz yazarı kişilerin ya da bestecilerin beslendiği bir sanat dalı olan şiire baktığımızda durum daha da belirginleşir.

Video klip sektöründe durum

O dönemin müziği Türkiye’de şimdi olduğu kadar sektörleşmediğinden, pop şarkıcılarımız azınlıkta ve video klip anlayışı nispeten farklı. Bir albüm çıktı mı hemen her şarkısı hit oluveriyor. Televizyon namına bir elin parmağını geçmeyecek sayıda devlet kanalımız var. Bir de cuma akşamlarının vazgeçilmezi “Bir Başka Gece“. Mankenlikten sunuculuğa geçiş yapan iki güzelle birlikte Çetin Çeki titiz Türkçesiyle sunuyor programı. Aytuğ Yücel’in uyduruk gizli kamera şakaları var bir de. Çarkıfelek denen yarışmayı ise bir devlet kanalında Tarık Tarcan sunuyor. Sululuk yok! “Yozlaşmış” ifadesini her dönem duysak da, o zamanın yalınlığı göz yaşartacak cinsten.

Yasemin Koşal ve Tarık Tarcan (Çarkıfelek)

Mandela’nın özgürlüğüne kavuştuğu Şubat ayında Zuhal Olcay, “Küçük Bir Öykü Bu” albümünü sessiz sedasız çıkarmasına çıkarıyor da, sinema ve tiyatro sanatçısı olması bu güzel albüm için iyi bir tanıtım oluyor aynı zamanda. Zuhal Olcay’ın oyunculuk geçmişine baktığımızda onu müzikten ayrı düşünmek ise hata olur. 1987 yılında yönetmenliğini Eris ve Nisan Akman’ın yaptığı “Dünden Sonra Yarından Önce” filmindeki şarkıların hem solisti hem de başrol oyuncusu olmuş. 1989 yılında ise Evita müzikalinde Evita rolünü oynamış kendisi. Ticari kaygıdan uzak, müzik adamlarının gönüllerince hazırladığı tadına doyulmaz Bir Küçük Öykü Bu albümüne seçilen şarkılar Zuhal Olcay’ın pek geniş olmayan ses aralığına ve buna rağmen tam hakimiyet sağlayadığı kadife sesine uygun. İçerdiği duygusal ağırlık dinlemek için yeterli sebep. Albümün -bana göre- en güzel çalışması “Yalnızlığım”.

Yeni isimler

Kış ellerini üzerimizden usul usul çekmeye başlarken, Mart ayında dökümlü kazaklarımızı da rafa kaldırıyoruz. Ve evvelki sene Bonus Müzik etiketiyle piyasaya sürülen Bir Efsane isimli ilk albümün popülerliğinden güç alan Hakan Peker, ikinci albümünü piyasaya sürüyor. Kariyerine İzzet Öz’ün de desteğiyle 1981 yılında dans ederek başlayan Hakan Peker, yeni albümle birlikte popülerliğine popülerlik katıyor. Eski albümün hiti “Bir Efsane” hâlâ kulaklarda iken, yeni albüme adını veren “Camdan Cama” hit oluyor. Bir de “Hani Benimdin” var dillere dolanan.

Aşkın Nur Yengi “Bile Bile” şarkısında henüz kendi albümü olmayan Harun Kolçak ile düet yapmıştı.

Rock temalı albümler tek-tük de olsa usul susul çıkarıladursun, pop müzik dalında Sezen Aksu destekli ilk albüm, 1990 baharında Aşkın Nur Yengi‘nin Onno Tunç’la çalıştığı, kulaklara bayram “Sevgiliye” ile geliyor. Promosyon yeterince yapılmamış olmasına rağmen 2,5 milyon satış rakamına ulaşıyor. Şarkıları her evde duymak mümkün. “Ayrılmam” başta olmak üzere albümün neredeyse tamamı dillerde. Seni Aldattım, Bile Bile, Sevgiliye, Çağırma Beni, Yazık, Susma…

İlk özel televizyon kanalımız

Bu arada bir deli dana salgını almış başını gidiyor. Avrupa da dahil herkes panikte. Derken olanlar oluyor ve yaza göz kırpan o günlerde Türkiye’nin ilk özel televizyon kanalı “Star1” yayın hayatına başlıyor. Girişimciler kimler mi? Cem Uzan, Kemal Uzan ve Ahmet Özal. Başlarda TRT’nin tekelinde olan yayın hakları, hükümet kanalıyla önce PTT’ye ardından Star1 kanalına devrediliyor. Elbette TRT’nin sıkıcı yayınları artık geride kalıyor. Artık daha “eğlenceli”, daha “renkli” yayınlar bizi bekliyor. Tabi bu esnada, bittiği ilan edilen soğuk savaştan yaklaşık bir sene sonra Irak, Kuveyt’i işgal ediyor; çok geçmeden ABD, Suudi Arabistan’a askeri sığınak yapmaya başlıyor ve Körfez Krizi kendini gösteriyor.

Hubble Teleskobu’nun fırlatılışı (1990)

Hubble Uzay Teleskobu yörüngesine gönderiledursun, biz Zerrin Özer‘in yeni stüdyo albümüyle gönüllerimizi şenlendirmeye devam ediyoruz: “İşte Ben“. Albümün hiti “Kar Tanesi” oluyor. Arabesk ve sanat müziği adı altında albüm çıkaranlar popun yavaş yavaş yükselen ivmesinden etkileniyor ve bu şarkı da dahil bazı pop hitlerine albümlerinde yavaş yavaş yer vermeye başlıyorlar. Şarkılar pop tabanlı da olsa, yorum değişmediğinden onlar için değişen pek bir şey de olmuyor açıkçası. Aslında günümüze baktığımızda durum tam tersi, pop diye dayatılan şarkılar aslında birer “arabesk facia” çoğunlukla. Ha! Zerrin Özer’i es geçmek niyetinde değilim. Onun eşsiz sesini bu yorumların arkasında kaynatmak istemem. Pop müzik dalında bir ekoldür Zerrin Özer.

Eurivision’suz pop müzik olur mu?

Aynı ay içinde Zagreb’de “Gözlerinin Hapsindeyim“, on yedinci sırada tamamlıyor malum yarışmayı. Kayahan, yanında Demet Sağıroğlu‘yla birlikte temsil ediyor Türkiye’yi. Çok mühim bir etkinlik! Vatan millet meselesi! Herkes pür dikkat. Öyle şimdiki gibi her konuyu eleştirmiyoruz. Siyasi içerikliymiş, hakkaniyetten yoksunmuş gibi laflar pek dolaşmıyor. Bilakis izliyor, umutlanıyor, sonra kaderimize razı oluyorduk Eurovision sonuçlarında. Şimdiki gibi “bile bile lades” yok. E saflık da var tabi!

Demet Sağıroğlu, İskender Paydaş ve Kayahan

Ardından, Mazhar Fuat Özkan, “Geldiler” isimli stüdyo albümünü piyasaya sunuyor. “Mecburen” gibi slogan nevi bir şarkı hemen ön plana çıkıveriyor. MFÖ turnayı gözünden vuruyor: “Sude”. Haziran ayının tartışma konusu: şarkının anlamı nedir, sözleri hangi dilde yazılmış, neyi anlatıyor… Böylelikle şarkı yaratılış görevini kolaylıkla yerine getirmiş de oluyor. Sırayla diğer şarkılar da hit oluyorlar.

Haydi batılı olalım!

Yaz biterken de renkli taytlar da rafa kaldırılıp bol dökümlü sweatshirtler çıkıyor meydana. Kıvır kıvır saçlarıyla genç bir kadın ekranda boy gösteriyor. Altyapı tamamen pop, sesi de öyle. Ancak müzik tanıdık: “Lorke”. Şarkı sözlerine gelince, bu düğün şarkısını İngilizce olarak yorumlamış sevgili Aylin Livaneli. Albümün adı “Don’t Go” ve tüm şarkılar İngilizce. Albümde, Sezen Aksu’dan daha önce Ada Vapuru olarak dinlediğimiz şarkıya rastlıyoruz: Oriental Girl. Artık iyiden iyiye batılı olmaya “karar verdiğimiz” o günlerin hoş bir anısı olarak yer ediyor zihnimizde bu albüm.

Bir süre öncesine kadar birlikte çalışan Emel ve Erdal’ın müzikal ayrılığı konuşuluyor. Erdal bekleyedursun, Emel‘in solo albümü piyasada. “Karlar Düşer“: bir Şahin Özer prodüksiyonu. Emel’in yıllar sonra yaptığı bir röportajda dediğine göre albüm bittiğinde içinde Karlar Düşer yokmuş. Ağırlıklı olarak Bora Ebeoğlu’nun yazdığı Grek aranjmanlardan oluşan albümmüş. O dönemde birlikte çalıştığı Bülent Özdemir bir gün Emel’i aramış ve “Bir şarkı var ortalık yıkılıyor” demiş. Emel’i bir kulübe götürmüş. Herkes ayakta “Karlar Düşer”i söylüyormuş. Hemen orada karar verilmiş. Her yerde şarkı yazarını aramışlar. İstanbul dışında yaşayan şarkı yazarını bulup gidip izni almışlar. İyi ki de almışlar. İyi bir satış rakamına ulaşıyor.

Sonbahar rüzgarları soğuğu yavaştan getirirken Hakan Peker hızını alamıyor ve sene bitmeden bir albüm daha çıkarıyor: “Düş ve Fantezi“. Çok seviliyor Hakan Peker, fakat bu albümde biraz da olsa düşüşe geçmiş durumda.

İşte 1990’ın en iyi albümü !!!

Evet! Senenin bomba albümü, sonbahar biterken artık piyasada: Müzik yönetmenliğini Kayahan’ın yaptığı “Sen Mühimsin“. Nilüfer heryerde. Muhteşem sesiyle gönderiyor kalbimize pop müziğin yükselen ayak seslerini. Sanatçının bu on ikinci stüdyo albümünde sevgili Kayahan’ın imzası bulunuyor. Tadına doyulmaz ve her dönem bıkmadan dinlenecek bir albüm.

Artık sene biterken Slovenya bağımsızlığını ilan etmiş, Windows 3.0 artık piyasaya sürülmüş ve bir pop müzik ikilisi yılın son ayında bir albüm piyasaya sürmüş oluyor: “Tiryaki“. Sonraki dönemde Oya&Bora olarak tanıyacağımız bu ikilinin o dönemdeki adı Grup Denk. Tasvir-i Şikayet aklımda yer eden bir şarkı olarak, doksanların yalın güzelliğini bir tebessümle hatırlamama sebep oluyor.

Yılbaşıyla birlikte 1991 yılına geçtikten sonra, daha da hareketlenecek olan pop müzik piyasasımıza yeni isimler dahil oluyor. Ancak malum konuya bu yazı dizisinin ikinci bölümünde yer vereceğim.

Sevgiyle kalın.

Ufuk Erdal

Content Protection by DMCA.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: